Deneyimlerimizi Seçme Özgürlüğü

Hayatımızda sahip olduğumuz herşey, düşüncelerimiz ve duygularımız yoluyla oluşmuş birer deneyimden ibarettir. Yani yaşamımızda esas olan deneyimdir. Bir arabaya sahip olmak yada güzel bir ilişki hayaliyle oluşan bir birliktelik yaşamak… İstediğimiz şeylerin maddesel yada manevi olmasının hiçbir önemi yoktur, sonuç olarak sadece deneyim vardır.

Farkında olmadan deneyimlediğimiz şeyler, genelde bizi olumsuz etki altına alan şeylerdir. “Bu neden benim başıma geldi, Ben bunu hak edecek ne yaptım ki..” gibi kelimelerle savunma mekanizması oluşturarak, deneyim esnasında yada sonunda bize ait olmadıklarını savunuruz ve en önemlisi kurban rolü oynamaya başlarız.

Tüm bu yaşadığımız olumsuz şeylerin neden bizim başımıza geldiğini araştırmak, en önemlisi kendimizi mercek altına almak yapılacak en doğru adımdır. Ne kadar zor geleceğini biliyoruz ama hayatınızda yaşadığınız (deneyimlediğiniz) tüm acı ve olumsuz şeylerin mimarı sizsiniz. Bu acı ve olumsuzlukları siz kendinize yaşatıyorsunuz ve yaşatmaya da devam ediyorsunuz. Bu kabullenmesi en zor kısımlardan birisidir ama kabullenip gereken adımı attığınızda, hayatınız hızla en iyi haline ulaşacak ve artık kendinize daha fazla acı seçmeyeceksiniz.

Sağlık Konusundaki Deneyimlerimiz

Özellikle sağlık konusunda birçok kişinin yaşadığı sıkıntıların, başka sebeplerden ötürü kendi başlarına geldiğini yada kendilerini şanssız birisi olarak nitelendirdiklerini biliyoruz. Bu kişiler maalesef sahip oldukları inançlar ve düşüncelerinin sağlıkları üzerinde hatta hayatları üzerinde nasıl etkili olduklarını anlayamamışlardır. Tedaviyi dışarıda arayıp, hastane koridorlarında tüm enerjilerinin yitip gitmesine izin vermişlerdir. Tek çare, tek çözüm doktorlar ve onun mucizevi dokunuşudur. Bu tür bir beklenti, insanın en zayıf düştüğü andır. Artık kendisine olan inanç yok olmuş, bir başkasına inanmayı tercih etmiştir.

İnançlarımızın Sağlığımız Üzerindeki Etkisi

Sağlık konusunda tabii ki sağlık kuruluşlarından ve doktorlardan destek almamız, bize fayda sağlayacaktır çünkü eski inançlarımızın oluştuğu şekilde bir adım atmış oluyoruz. Bunun neticesinde de artık iyileşiyorum duygusu ve bilinci, bedenimizin her yerini sarıp sarmalıyor. İyileştiğimize olan inancımız güçleniyor ve kısa sürede tedavi olmuş, eski sağlığımıza kavuşmuş oluyoruz. Senaryolar ne kadar farklı olsa da aslında olan şey hep aynı.

Doktorlarınızdan tabii ki destek alın ve önerilerini dinleyin ama tedavinin kendisi olduğunuzu asla unutmayın. Doktorların beklentilerini yanıltan ve onların mucize dedikleri birçok olay yaşanmıştır. Örneğin, doktorların ümit yok dediği kanser hastalarının bir çoğu mucizevi şekilde eski sağlıklarına kavuşmuşlardır. Bilimsel olarak açıklanamasa da hasta artık hasta değildir.

İşte tüm bu yaşananlar farkında olmadan hastalığı deneyimlememizden, daha sonra sağlıklı bir hayat arzusuyla ve inancıyla yeniden sağlığı oluşturup, sağlıklı bir hayat deneyiminden meydana gelmektedir. Sonuç olarak yaşadığımız tüm deneyimlerin sorumlusu bizleriz.

Hastane olayı tamamen bizlere şunu çağrıştırmakta; Ülkelerin sınırlarında ve belli yerlerde konuşlanmış askeri birlikler vardır. Bu askeri birlikler bizler için barış düzenini kurmak, huzur ve refah içinde olmamızı sağlamak amacıyla vardır. Barış, huzur ve refah sizce silahlarla sağlanabilir mi? Barış, huzur ve refah gibi güzel kelimelerin yanında silah, cephane, bomba, ölüm… gibi kelimeler de güzel bir şekilde kullanılabilir mi? Barışı sağlayan ve huzuru getiren bu askeri birliklerde, silah, acı ve savaş vardır ve bunlar hiçbir zaman bizlere gerçek barışı sağlamayacaktır. Hastanelerde aynı şekilde, sizin sağlığınız için sizi kesip, biçip yüzlerce kan örneği alarak testler gerçekleştirirler. Yani maalesef acıdan başka bir şey göremiyoruz. Yaşamınız tamamen o kurumun eline kalmıştır. Yaşayıp yaşayamayacağınıza, elinizin yada ayağınızın kesilip kesilmeyeceğine onlar karar verirler. Unutmayın hastanelerde sağlık aranmaz. Kesinlikle aranmaz. Aynı askeri birlikler ve savaşlarda barışın aranmayacağı gibi… Hastane psikolojisi sizi daha çok hasta olmanıza neden olur ve daha sık bir şekilde ziyaret etmeye başlarsınız ve artık sizde o hastanenin daimi müşterisi olmuş olursunuz.

Mucizelere inanırsanız, sizde mucizeleri deneyimlemeye başlarsınız. Eğer mucizelere inanç duymuyorsanız, sadece aynanın karşısına geçin ve gözlerinizin içine bakın. Siz mucizenin kendisisiniz.

Sağlık konusunda en büyük tedavi merkezine sahipsiniz, o da sizin kendi bedeniniz.

Bedenlerimiz kendisini tedavi edebilme gücüne sahiptirler. Bu gücü sizin inanç ve duygularınızdan alırlar. Duygularınız ve inançlarınız bedeninize yönelttiğiniz birer komut veya emirdir. Bedeniniz düşüncelerinize itaat edecektir ve kendisini yendin programlayacaktır.

Deneyimin içeriğinin hiçbir önemi yok, tek önemli olan şey yaşadığınız deneyimlerden memnun musunuz yoksa değil misiniz? Deneyimlerinizi oluşturan sizlersiniz. Bunun farkındalığını kazanmanız demek, hayatınıza bilinçli bir şekilde yön vermeniz demektir. Elinizdeki bu gücü en iyi şekilde kullanmalısınız. Siz sandığınızdan daha çok mucizevi ve özelsiniz. Siz sandığınızdan çok daha öte bir varlıksınız. Siz kendi deneyimlerini oluşturabilen tek varlıksınız.

Diğer elimizdeki güç yazılarımıza göz atmak için lütfen tıklayınız.

Paylaşım