Farklı Dünyaların İnsanıyız

Birçok kişi yaşamını sürdürürken özel hayatının içinden, daha özel bir alanı koruyarak yani bu özel alan kendisiyle baş başa olduğu iç dünyasıdır ki, başkaları tarafından saldırı, eleştiri veya nasihat gibi durumlarla karşılaşarak iç dünyasının değişmesi yada zarar görmesini engellemeye çalışır.

Kendimden yola çıkarak vardığım sonuç aslında beni bile çok şaşırtmıştı. Yıllardan beridir kendini tanı ve kendi üzerinde çalış gibi sözlerle bir çok defa karşılaşmama rağmen, zaten kendimi biliyor ve tanıyorum diyerek yoluma devam etmiştim. Ta ki gerçekten iç dünyamın kapılarını açarak, kendimle yüzleşene kadar… Zihnimi susturup sadece içime odaklandığımda, nefes alış ve verişimin rahatladığı ve düzene girdiğini hissetmiştim. İçimde oluşan engin derinlik, beni sonsuzluğa sürüklüyordu. İşte o anda kendimi ne kadar çok sevdiğimi hissettim.

Düşüncelerimin devreye girmesiyle birlikte, özümde nasıl birisi olduğumu hissettim ama nasıl birisi gibi yaşadığımı da biliyordum. İçimdeki ben ile dışarıda yaşamakta olan ben arasında çok büyük fark vardı. O an anladım ki, biz asıl kimliğimizi bırakıp, toplumun ve çevremizin gerektirdiği gibi uyum sağlayarak yaşamımızı sürdürüyoruz. En önemlisi içimizdeki gerçek bizi, hiçbir zaman dışarıdaki çevremizle tanıştırmıyoruz. O kimliğimiz bize özelmiş, saklanması gerekenmiş gibi titizlikle koruyor ve sadece uzaktan seyrediyoruz.

Aynı Anda Farklı Dünya Anlayışları

Sosyal çevremizde bizi tanıyanların yüzde doksanı aslında gerçek bizi ve duygularımızı tanımıyorlar. Çünkü onlarla gerçek bizi hiç tanıştırmadık. Neden tanıştırmadık? Neden gerçek duygularımızla hareket etmedik? Sebebi çok açık, topluma ayak uydurmak için ve söyleyeceklerimiz ile yada yapacaklarımız ile tepkileri üzerimize çekmemek için.

İç dünyamızda oluşan sınırlar biraz farklıdır, aslında daha özgür ruhluyuzdur fakat iç dünyamız ile ilgili bir bilgi paylaşmaya kalksak, “saçmalama, deli misin?” gibi sözlerle karşılaşıp, deli olmadığımızı göstermek için susmayı tercih ediyoruz.

Karşılaştığımız bir olay karşısında iç sesimiz ayağa kalkıp alkışlarken, dışarıda çizdiğimiz profil tam tersi bir şekilde “rezalet” diye biliyor. Bunu yapıyoruz çünkü hala başkalarının söyleyeceklerini önemsiyoruz. İnsanların bakış açısını, hakkımızda ne düşüneceğini kendimize dert ediyoruz. Biz bu dünyaya başkaları için geldik ya işte o yüzden : )

İnanıyorum ki; içimizdeki saklı bizi ortaya çıkarmaktan korkmadığımız gün, hayatımızda değişmeye başlayacak. Diğerlerinden farklı olmak belki hoşumuza bile gidecek ve eminim ki bir çok kişinin dikkatlerini üzerimize bile çekeceğiz. Zaten sıkılmadık mı hep aynı insanlar olmaktan. Aslında ben çok sıkıldım, koyun sürüsü gibi olmaktan… Herkesle aynı düşünceyi paylaşmaktan ve onaylamaktan.

Diliyorum ki herkes iç dünyasını, dış dünyasında yaşar ve bizde siyah beyaz olmaktan kurtulur, farklı renklerle, farklı zevklerle tanışırız. Diliyorum ki bu iki dünya arasından kazanan, iç dünyamız olur. Sevgiyle titreşen tüm yol arkadaşlarıma ithafen…

Diğer kişisel blog yazılarımıza göz atmak için lütfen tıklayınız.

Paylaşım