Keyif İçinde Bile Keyifsizlik

Keyif İçinde Bile Keyifsizlik

Hayatından oldukça keyif almalı insan ama maalesef keyifsiz bir şekilde ortalıkta dolaşan, işe gidip gelen ve hiç keyfi yerine gelmeyen o kadar çok insan var ki… Demek ki bir şeyler yanlış veya bir şeyleri biz yanlış yapıyoruz. Yoksa neden bu kadar keyifsiz bir hayat yaşayalım ki?

Aslında kötü bir alışkanlık edinmişiz kendimize, sıklıkla gördüğüm şey; mutlu, güzel ortamlarda bile keyifsizlik. Hep aklımızda bizi sıkan, bizi demoralize eden bir şeyler yüzünden, bulunduğumuz ortamda, bedenen bulunsak dahi zihnen bulunamayıp, kendimizi kötü hissetmeye ve keyifsiz olmaya devam ediyoruz. Kendi kendimize ceza mı kesiyoruz acaba?

Duygularımızın Kontrolü

Elbette yaşadığımız keyifsizlik durumları, bilinçli olarak yaptığımız şeyler değil. Zaten keyifsizlikte bilgisizlikten ve cahillikten gelir. Neden mi? Çünkü sanırız ki bizim keyfimizi kaçıran yada canımızı sıkan şeyin hep dışarıdaki etkenler, durumlar yada kişiler olduğunu düşünürüz. Aslında dışarıdaki kişilerin yada durumların, bizim ne hissetmemiz gerektiğini bize söyleyemez. Yani duygularımızın kontrolü dışarıda değil, tamamen bizdedir.

Dışarıdaki istenmeyen duruma odaklanarak, onu her gittiğimiz yere zihnimizde taşıyan ve onun ile ilgili duygular üreten biziz. Dışarıdaki durum ne olursa olsun, o an için yaşanmış bir durumdur. O anın kötü enerjisini, gün boyu taşımayı seçen bizleriz. Aslında o kötü durum, o an yaşanmıştır ve çoktan bitmiştir. Burada yaşanan ve sonlanan şeyin, devamlılığını sağlayan şey zihnimizdir. Bizim zihnimiz. Peki ama zihnimizin kontrolü bizde değil midir? Evet bizdedir, kontrol bizdeyse, keyfimizi kaçıracak şeyleri zihnimizde taşımayı biz seçiyoruz demektir. Eğer zihnimiz kontrolü bizde değilse, çok büyük sıkıntı var demektir.  : )

Keyifsizlik Bizim Seçimimiz Mi?

Belki farkında değiliz ama acı bizi besliyor. Hatta acının, keyifsizliğin ve mutsuzluğun belki de bağımlısıyız. Hiç kendimize dikkatli bir şekilde baktık mı? Etrafımızda konuşulan şeyler olduğunda negatif, üzücü olayları mı daha dikkatle dinliyoruz yoksa pozitif, mutluluk verici olayları mı? Biz çevremizdeki arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde, öncelikli olarak kötü olaylardan mı bahsediyoruz yoksa iyi, güzel olaylardan mı? Hiç akşam saatinde yayınlanan haberleri merak ile ve heyecan ile beklediğiniz oldu mu veya haberleri pür dikkat izlediğiniz? Biliyorsunuz ki akşam haberleri genel itibari ile kaos, savaş, tecavüz, cinayet vb. gibi haberler verecektir. Böyle haberleri duyacağınızı bile bile o haberleri hiç kaçırmadan izlemeye çalışıyor musunuz? Şimdi diyeceksiniz ki dünyadaki haberlerden, gelişmelerden haberdar olmayalım mı? Sosyal sorumluluklarımız yok mu bizim, duyarsız mı kalalım. Bende soruyorum o zaman size; neden kötü haberleri takip ediyorsunuz da iyi haberler için araştırma yapmıyorsunuz veya hep iyi haberleri sosyal medyada paylaşmıyorsunuz. Kötü olan şeyleri sosyal medyada paylaşmak, sizin duyarlılığınızı göstermez. Onun yerine iyi olan şeyleri paylaşıp, destekleseniz emin olun iyi şeyleri çoğaltmış olursunuz. İşte bu yapacağınız en büyük duyarlılıktır.

Birçok kez ne kadar çok keyifli zamanlar geçirsek dahi keyif alamadığımız zamanlar yaşarız ve yine bunun sorumlusu bizleriz. Kendimize keyifli olmak için izin vermiyoruz. Hak etmiyormuşuz gibi her güzel şeyin ardından bir kötü haber bekliyoruz. Tamamen negatif durumlara odaklanmış bir şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. Yani işin kısası, her şey küçük bir seçim ile alakalı ve biz her zaman keyifsizlik durumlarını seçiyoruz. Ne kadar canımızı sıktığından bahsediyor ve kendimize acıyoruz.

Beni tekrar düşündürüyor tüm bu olanlar ve yine diyorum ki; acaba kendimize kestiğimiz ceza mı bu? Farkında olsak dahi yine aynı şekilde acıyı seçer miyiz? Belki de seçeriz çünkü bağımlı olmak, acıya rağmen yapmaktır. O zaman biz bu keyifsizlik ve acı bağımlılığından kurtulmalıyız. Hayatımızın odak noktası her zaman mutluluk, saf sevgi, pozitif enerji ve yaşam olsun. Sıkı sıkıya sarılalım hayata ve kötü virüslerin, fikirlerin zihnimize nüfuz etmesine izin vermeyelim.

Unutmayın, kendi alışkanlıklarınız nasıl birisi olduğunuzun ip uçlarını gösterir. Siz kendi keyifsizliğinizi ve mutsuzluluğunuzu asla dışarıdaki bir etkene dayandırmayın. Eğer öyle yaparsanız, asla mutlu olamazsınız. Duygularınız ve düşünceleriniz tamamen size ait ve size özeldir, hiç kimsenin düşüncelerinize etki etmesine izin vermeyin. Eğer keyifsizseniz, keyfinizi yerine getirecek şeyler düşünün yada sizi keyiflendiren şeylerle meşgul olmaya başlayın, bu tamamen sizin elinizde. İçinde bulunduğunuz anı yaşamaya çalışın, bu sizi gereksiz düşüncelerden kurtaracaktır ve keyfiniz yerine gelecektir.

Lütfen sizde milyonlarca uyur gezer den birisi olmayın. Siz daima farkında olarak hayatı deneyimleyin. Başınıza gelenlerin sorumluluğunu üstlenerek, hayatınızı yaşamayı seçin ve kendiniz için daima iyi şeyler yapın, paylaşın ve çoğaltın. Siz en yalın halinizle, sevgisiniz… o zaman sizi çoğaltmaya yani kahkahalarınızı, sevginizi çoğaltmaya başlayın. Sevgiyle…

Diğer kişisel blog yazılarımıza göz atmak için lütfen tıklayınız.

Paylaşım