Yaptığımız Tek Şey Hayata Karşı Direnmek

Gözlemliyorum hem de sürekli gözlemliyorum ve görüyorum ki insanlar belirsiz bir kızgınlık ve öfkeyle yaşıyorlar. Hemen her şeye karşı bir eleştiri ve reddetme eğilimindeler. Belki çok güzel şeyler istiyorlar kendi hayatları için ama bunu kendilerine baktığınızda fark etmeniz oldukça zor. Çünkü davranışları ve düşünceleri nasıl bir hayat yarattıklarını ve deneyimlediklerini gösteriyor. Belki de tüm kızgınlıkları kendilerine… Aslında ben öyle olduğunu düşünüyorum. Evet, evet tüm kızgınlıkları kendilerine…

 Her geçen gün daha da artan bir nüfusun içindeyiz ama dönün bir bakın ne kadar bir birimize yabancıyız ve ne kadar yalnızız. Hiç tanımadığınız birisiyle tanışmak ve sohbet etmek bile farklı algılanıyor, duyduğunuz ilk şey “Neden benimle konuşuyorsun?” oluyor. Birisiyle konuşmak bile bir amaç olarak algılanıyor ve karşınızdaki sizin amacınızı öğrenemediği taktirde sizi reddediyor. Hiçbir amaç taşımadan, sadece kısa bir sohbet etmek istemeniz, onlar için kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü her hangi birisinin kendisiyle, sadece sohbet etmek isteyeceğini kabul edemiyorlar, neden bir başkası kendisi ile sohbet etmek istesin ki? Kendisi bile kendiyle başbaşa kalmaktan hiç hoşlanmıyor, kendisi kendisini sevmiyor ki…. Hatta çoğu insan kendisini değersiz gördüğü için kendisine değerlisin diyen birisine karşı nefretle bakıyor. Evet üzücü ama gerçekleri yazıyorum, hem de neredeyse her gün karşılaştığım üzücü gerçekler.

Eğer birisi tanımadığı birisi ile iletişime geçiyorsa, bir alış veriş yada bir amaç doğrultusunda olduğu toplumca ortak anlayış haline gelmiş durumda. Aslında toplumu bu anlamda suçlamıyorum, çünkü böyle olmak için eğitildiler, kendilerini sürekli olarak savunmak ve korumak üzerine eğitildiler. Peki kimden koruyacaklar, tabiki başkalarından, ama başkaları da kendileri gibi eğitildiği için onlarda kendilerini o kişiye karşı koruyacaklar. Görüyoruz ki her iki tarafta kendisini koruma altına almış ve dışarıya karşı duvarlarını örmüş durumda, bu kişilere ulaşmak için önce bu duvarları aşmanız gerekecek. Peki bu duvarlar gerçekten onları koruyan bir kalkan mı? Hayır, tam tersi, bu duvarlar kendi hapishaneleri ve bu duvarlar birçok olumsuzlukları ve kötü olayları kendilerine çekmelerine sebep oluyor. Kendi hapishanelerinde kendi acı trajedilerini yaşıyorlar. Evet bu çok üzücü arkadaşlar…

Tüm bu bahsettiğim şeyler, bir kişide toplanınca tabi ki kaçınılmaz son yaşanmaya başlıyor. Her şeye hatta yaşadıkları hayata karşı sürekli direnç gösteriyorlar. Hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmiyorlar. Önlerine altın tepside istediklerini sunsan dahi görmezden geliyorlar ve olanlara karşı bir direnç gösteriyorlar. Onlar en küçük mutluluk için bile, ağır bir bedel ödenmesi gerektiği düşünüyorlar. Daima zor olan yol, onlar için doğru olan. Bu yüzden kolay ve rahat olan her şeye karşı bir direnç içerisindeler. Yani hayatın doğal akışına karşı…

Çok samimi bir şey söylemek istiyorum, sıklıkla duyduğum bir şey bu “Herkesin psikolojisi bozuk” evet tabi ki bozuk olur, eğer böyle yaşamaya devam ederlerse, zaten ortada psikoloji miskoloji kalmayacak. Daha da kötüsü bu insanlar, yarın bir gün çocuk sahibi olacak ve yeni bireyler kazandıracak. Hımmm kazandıracak mı, kaybettirecek mi orası tartışılır.

Arkadaşlar, size empoze edilen ve olmazsa olmaz gibi inandırılan duvarlarınızı, zevkini çıkara çıkara yıkın. Şimdi zihninizde hayal edin, alın elinize kocaman bir balyoz ve başkaları tarafından ördürülen duvarları bertaraf edin. Bu duvarların yıkılışını zihninizde zevkle izleyin. Dışarıya eskisi gibi bakmayın, dışarıda düşman felan yok… Düşmanları biz yaratıyoruz ve biz yine kendimizi korumaya çalışıyoruz. Tüm bunlar bize sinsice kurulmuş bir oyundan başka bir şey değil. Açın gözlerinizi ve etrafınız şimdi bir bakın, sizi tehdit eden bir şeyler var mı? Evet.. yok ve olmayacakta. Siz aksini düşünene kadar.

Hayata karşı direnmeyi bir kenara bırakın ve yaşamın içine doğru çekin kendinizi. Çevrenizdeki korku dolu bakışlara inat, sıcacık bir gülümseme ile onlara bakın. Onlar sizi anlayamasa da siz böyle yaşayın, çünkü ancak böyle yaşayabilirsiniz. Sevgiyle…

Diğer kişisel blog yazılarımıza göz atmak için lütfen tıklayınız.

Paylaşım